7 Ağustos 2017 Pazartesi

31. Hafta



Çok dillendirdim nazara geldim. :D

Ay şöyle iyiyim, böyle fırlamayım, koşarım, uçarım, kaçarım dedim dedim, bir yorgunluk, bir afakanlar basması, bir fenalıklar falan.

Geliyorum diyor artık bebek. Son dokuza girdik ya, inanamıyorum, nasıl da hızlı geçti.

Hamilelik öncesi yapmak istediğim şeylerin hiçbirini yapmadım. Aktı gitti zaman sadece. Ne deli gibi kontrol ettiğim beslenme günlüğüm vardı, ne ota boka fotoğraf çekilmelerim; ne kuralcılığım kaldı ne de başka bir şey. Fazlaca geyiğe vurdum ben hamileliği, zor da değildi yalan yok, ne ilk üç ayda ne ikinci, ne de şimdi için diyebilirim ki beni benden aldı, benden çok şey götürdü. Her zamanki ben olarak ve daha çok sağduyulu aslında, geçirdim zamanımı.

Artık bebek daha gerçek, hayatımıza dahil olmasına daha çok alıştım. Anne olmayla ilgili hiçbir duygum yok -hala- ben de böyle olacağım sanırım.

Kayınvalidemin diktesine karşı çıkar gibi: "Anne olunca anlamıycam!"

Geçen haftadan itibaren sıcak kötü etkilemeye başaldı. Uyku halim geçmiyor, domestik dürtülerim uçmuş durumda, bıraksalar evi baştan aşağı yeniden düzerim, o derece çoşuyorum. Ama genelde fikren. Eyleme döktüğümde iki raf temizleyip ahlamaya oflamaya başlıyorum. Beden kaldırmıyor artık.

Ay pişik oldum ben yaa! Bacaklarım kalınlaşmış galiba, geçen yazıda bahsetmiştim, elbise giyince göt göbek ne alemde anlaşılmıyor tabii, sıcaklar artınca sen sürtünmeden bir acımaya başla! Bir kızar, yara ol! Bebeden önce ben pişik kremi ile tanışık olacağım bu gidişle. Şimdilik pudra ile idare ediyorum ama elbise giymenin de böyle bir dezavantajı varmış demek ki. Yaşamadım daha önce, ne bileyim.

Gece çişe kalkmaya başladım. :S O da büyük ihtimalle sıcaktan uyanıyorum, sonra otomatik olarak çişim geliyor, sonra kedi uyanıyor, ben tuvalete gidip geliyorum, sonra kedi koynuma yatıyor, gırlıyor, sıcakta ben havale geçiriyorum ama onun kürkü sağlam olduğu için adam beni soğuruyor. Sonra benim uyku boka sarıyor. Geçen haftanın tipik döngüsü. Emzirme döneminde iki çocuklu hayat yaşayacağım ben, uykusuz heeerr geceeee!

Sırtüstü yatabiliyorum ama. Yine sebebi sıcak, sırtüstü yatmak daha rahat geliyor. Yayabiliyorum vücudumu.

Denize girmeye devam ediyorum. Ama geçen haftasonu çok salakça bir şey yaptık. Macera evet ama gerek var mıydı, yoktu aslında. Haftasonu burada fırtına ve yağmur vardı. Biz de kocamın ailesinin yazlığındaydık. Sabah hava çok güzeldi, sakince denize girdik çıktık. Öğleden sonra hava bozmaya başladı. O kadar boğucu oldu ki o sıcakta evde duramadım, hadi denize gidelim dedik. Yoldayken gökyüzü iyice karardı. Attık çantamızı bir şemsiyenin altına, denize koştuk. Birkaç dakika sonra pıtır pıtır damlalar düşmeye başladı. Sevindik. Yaz yağmurunda denize girmek pek keyiflidir, suyun altında damlaları hissetmek, yüzmek çok iyi hissettirir. Derken o damlalar biraz can yakmaya başladı. Ama yine gülümsemeye devam ettik. Sonra biraz daha biraz daha derken neredeyse bir adım öteyi göstermez hale geldi yağmur. Yanımda duran kocamı görememeye başladım. Yavaş yavaş kıyıya doğru seyreltmeye başladık, tam o sırada denize yıldırım düştü! Aklımız çıktı, gök gürültüsünü duyana dek öyle bir depar attık ki, bir yandan kafamıza kocaman yağmur damlalarını yiyor bir yandan da kıyıya doğru koşuyorduk. O yıldırım yakınımıza düşseydi...

Tam olarak şöyle bir şey gördü gözler


Kıyıya çıktık, o anda kum fırtınası başladı. Şemsiyenin altında bütün eşyalarımız sırılsıklam olmuş, biz birbirimize sokulmaya ve kumdan kendimizi korumaya çalışıyoruz. Kum her yerimize girdi, bacaklarımızı resmen dövdü, eve gittiğimizde küçük kızarıklıklar vardı bacaklarımızda.

Biraz rüzgar hafifleyince kumsaldan çıkmaya başladık ve yavaş yavaş aklımız başımıza geldi. Dolu yağsa, yıldırım yakınımıza düşse, sahildeki şemsiyeler uçsa, demiri bir yerimize girse, kum daha zarar verici boyutta olsa...

Her şey taş çatlasın beş- yedi dakika arasında oldu bitti. Sonra yine bulutlar aralandı, güneş çıktı, hava mis gibi oldu.

Deli adrenalin ama, sıkıcı geçen hafta sonunu coşkulandırmış oldu yağmur. Ama yine de; "Evde denemeyin!"


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme