17 Ağustos 2018 Cuma

Bu ara

Merhaba blog, nasilsin?
Gebelik bitti, analik rayina oturdu, e tatil falan da girla... Unuttun tabi buralari, desen, hakkindir.

Bir garip hallerdeyim blog. Bir an geliyor assiri sevgi dolu, umit doluyum. Bir an geliyor karalar baglayip nefret duygumu korukluyorum. Boyle yazinca bu uctan uca evrilmeler ruh sagligi problemi gibi gorunse de gunluk yasam olaylari ile sekillenen seyler aslinda.

Soyle ki, is yerindeki oda arkadasim beni Bimere sikayet etti. Etmis. Onun isleriyle ugrasiyorum, keyfim kacik, tadim tuzum gidiyor bu yuzden. Bayramdan sonra ne halim varsa gorecegim sanirim. Bakalim.

Bir yandan da terapist olmaya bir adim daha yaklastim. Ucretsiz izin buna yarayacak gibi. Az kaldi, sik disini Pinar.

Bir projem var, "bos buldugun yere agac dik!" Terapi grubundaki arkadaslarimin da anildigi minik bir orman yaratma surecindeyim. Ilk agacimi diktim bile. Nasil iyi hissettirdi, anlatamam. Simdi de cekirdeklerden ve surgunlerden fidan yetistirme cabasi icindeyim. Cok seviyorum. Cok egleniyorum.

Bu gelgit yasantilar icinde dunya iyi mi kotu mu, ben iyi miyim kotu muyum, allak bullak oluyorum. Kizima bok gibi bir yerdesin algisi yaratmak istemiyorum. Aksine, dokunabilirsin, dokun, bu evren senin, degerli kil demek istiyorum. Yureklerimizi iyilestirip oyle yola devam edelim istiyorum. Buyuk resimdeki agaci, hayvani, dogali bulup ona kiymet verelim istiyorum, uc bes paraya aldigimiz pantolona degil. Kizim da oyle olsun istiyorum.

Tabi butun bu duygu seli icindeyken kimse beni isirmasin istiyorum. Uzuluyor, sinirleniyorum.

Lidya buyuyor, cok hizli. Onunla buyuyen biz icin de, daha iyi bir dunya yaratmaya calisiyorum.

15 Temmuz 2018 Pazar

Bu hayatta yaptigim en buyuk hata:

Kanada gocmenlik icin basvuru yapmaktan vazgecmek!

Gece 00.20de sanki 09.05'te calinan siren sesine misillemeymis gibi sela okumak nedir ya?

Ne olur ya, ne olur, bize de Avrupa icin bir yol, bir kapi acilsin. Ne olur!


11 Temmuz 2018 Çarşamba

Dokuzuncu Ay

Salincaga binmesini siz bilmiyorsunuz!


Karnimdaki zamanin kadar disarida da omrun gecti kizim. Biri geldi, puffff dedi, bir anda gecti gitti dokuz ay. Hamilelikte bu kadar cabuk gecmemisti, bak. Cok da gecsin istememistim, yalan degil. Simdi gecsin veya gecmesin gibi bir istegim yok ama bir an once ilkokul cagina falan gelmeni istiyorum. Soyle bilmis bilmis cevaplar veren bir kiz cocugu ol, mesela. Anasi kilikli desinler.

Tek ama tek cigrindan ciktigim nokta uyku meselesi. Bu ara gece de cozuttun canimin ici. Elimden geldigince kimseyi hirpalamadan yol almaya calisiyorum ama inan ki zorlaniyorum. Gece mis gibi uyuyan cocuktun. Bu ayda birden cok uyanmaya ve bensiz uyuyamamaya basladin.

Tabii ki sebepleri var. Birincisi ortam degisikligi. Kusadasi-Izmir-Karaburun-Izmir-Karaburun-Kusadasi seklinde olusan bir yer degisikligi yasadin bir ay icinde. Seninle ayni odada yatmak zorunda kaldik. Belki ona alistin.

Ikincisi altinci hastalik zimbirtisi... Uc gun ateslendin, sonra kirmizi kirmizi atti dokuntuler vucudunda. Ve sonra bana bir yapistin ki sorma. Ih ih ih ihhhhh en cok duydugumuz sey oldu agzindan, hala oyle.

Ucuncusu dis! Evet ikisi bir geldi, obur ikisi de gelmek uzere, kabardi da kabardi, rahatsiz oluyorsun belli.

Dorduncusu gelisim donemin. Ayrilik anksiyetesi ile basimiz dertte. Birak tanimadigin kisileri, babani bile istemiyorsun genelde. Vay bana vaylar bana.

Besincisi sicak. Aydin ucbin derece oluyor bazen kizim. Gerci bu ara guzel esiyor ama yine de haklisin.

Zihinsel gelisiminin patladigini cok net gozlemliyoruz. Bir iki kere yaptigimiz bir seyi taklit etmeye basladin. Kulak, sac, burun, gobek, meme, baba, evin kedisi gibi seyleri sordugumuzda gosteriyorsun. Bilemediginde baska bir "ih" tonun var, o sesi cikariyorsun. Anneannen "cis nerede?" yi ve atmayi ogretti sana. Cis nerede tamam da, atmak guzel olmadi. Beleve adina cirkin hareketler bunlar. Cis nerefe deyince pat pat pat bezine vuruyorsun.

Kendince bir mizah anlayisin var. Cok tatli. Umarim espri yetenegin ve laf ebeligin babana benzer. Anan biraz kalin kafali bu konuda. Bence bu konuda babana cek. Babaannenin bu konuda bedduasi varmis, kendince oyle diyor ama bana kalirsa beddua falan degil bu, bana cevap vermen beni onun kadar mutsuz etmez. Sonucta ezberci egitime hayir, degil mi?!

Emeklemeyi kendince astin. Diyollaa ki cabuk yurursun. Bence oyle olmayacak. Dis icin de oyle demislerdi. "Erken cikacak!" Oral donem boyle olur diye millete ders vermekten gina gelmis 3. aydan 8. aya kadar anlatacagim diye gobegim catlamisti. Ama sonlara dogru artik ben de "evet evet, hii himmm, dis." dedim. Millet anlamiyordu zira. Simdi de her isini emekleyerek hallediyorsun, bence yurumeyi biraz erteleyeceksin. Neyse, bakalim gorecegiz, oyle mi olacak.

Denize girdin. Havuza da girdin. Havuz guvenliginden pek emin olamadim, sitenin bebeleri kesin isiyordur icine diye ama deniz iyi deniz. Ha, tabii bir de bu sene buralara bir yaz gelseydi. Ne zaman denize gidelim diyoruz hooop hava kapali. Ne zaman baska isimiz oluyor vay efendim hava piril piril. Suyu seven bir bebeksin Allahtan. Ama kumu sevmedin. Ayaklarin kuma degmesin, hemen agliyorsun.

Banyo yaparken en favori aktiviten su gideriyle oynamak. Cunku anan sana zibilyon tane banyo oyuncagi almadi.

Ha, disini kasimak icin de mutfak dolaplarinin kulplarini kullaniyorsun. Iyi ki sana Sophie almamisim, yuregime inerdi yemin ederim.

Bez degistirirken nasil maymun oldugumu anlatmama gerek yok. Yasasin kulot bez. ❤

Yemek hala pek sevdigin bir aktivite degil. Erik bu ara salataliktan sonra favori yiyecegin. Corbalarla aran iyi degil. Kofte artik daha katlanilir senin icin. Balik sevdin ve bu bizim icin "Oleyy" lik bir durum. Irmikten zerre hoslanmiyorsun ama domuz anan hala sana irmikli zimbirtilar yapmaya calisiyor. Biz bir sey yeyip icerken net bir sekilde tadina bakmak istiyorsun. Genelde begenmiyorsun. Daha hic rafine sekerli bir sey yemedin. Ama az tuzlu bir seyler yemisligin var.

Bu ay kan degerlerine baktiracagiz. Umarim demir konusunda sorun yasamazsin. Tahlil yaptirmak inanilmaz gozumde buyuyor canim, keske zorunda olmasak.

Ah uyku ah. Ne olur geri don. Eski gunlerdeki gibi olalim. Gece uyumayinca ben ben olmaktan cikiyorum kizim. Sen gel, beni dinle.

Ah, bir de "Neden erken yatiriyorsun?"cularla mucadele etmek cok zor. Gec yatarsa gec kalkar, isin mi var, neden erken kalkiyorsun ki, diyee diyee omrumu kuruttular. Anlatamadim. Uc uykudan ikiye dustugun zaman sabah kalkis saatinin de geriledigini, bunu bir turlu erkene cekemedigimi, uyku uykunun mayasidir felsefesini bir turlu anlatamadim. Buna da pes ettim. (Var mi bir care gercekten? Egitim falan degil de nasil duzenleriz bu uykulari yeniden?)

Bundan uc ay sonra birinci yas gununu kutluyor olacagimizi aklim almiyor gercekten. Zaman! Ne hizlisin!

Birkac dilegim var, surekli tekrarladigim;

Ne olur, gece guzel uyusun, gunduz guzel vakit gecirelim!

Ne olur, bir yerden cokca para gelsin, ise donmek zorunda kalmayayim!

Ve elbette saglik, saglik, saglik...



1 Temmuz 2018 Pazar

Sekizinci ay


Yine zamaninda yazamadigim bir doneme denk geldim. Zihnim de bana bazi oyunlar oynuyor, ne, hangi ayda olmustu, animsayamiyorum.
Bu yuzden kisaca;

Bu ayin bombasi emeklemek!
Fiti fiti fiti pesimde dolasiyor kizim artik.

Ya da ben onun pesinde dolasiyorum mu demeliyim, bilemedim...


17 Haziran 2018 Pazar

Babalar gunu 2018

Yazip yazmamak arasinda kaldim. Ama istiyorum, yazacagim.
Esim hakkinda yakindigim cokca sey olsa da, genelde ev isleri paylasimi ile ilgili seyler, sayabilecegimden cok fazla artisi olan biri o. Sevgisine suphem yok. Bana da, kizina da ve hatta kedimize de.
Ben evlendigimde inat edip cekirdek aile olmaya calisiyordum. Buyuklere gerek yok, sen ben bizim oglan yeterliydi. Aslinda hala fikren ayni kafadayim. Benim icin kendi kucuk ailemden daha onemlisi yok.

Malesef.

Babami seviyorum. Ama o kadar. Dusunuyorum, ne ozel bir animiz var adam akilli, ne ben onun kucuk kizi gibi hissettim, ne onun tarafindan koruma altinda oldugumj hissettim... Cogunlukla babam benim icin hayatimdaki gerginliklerin en buyuk kaynagiydi. Siginacagim yer olmaktansa kacinacagim bir yerdi baba yani. Lise sinavlarina hazirlanirken evden gidebilmek icin yatili fen lisesi tercihleri yapmaya calisiyordum. Gidemedim tabii, o kadar caliskan degilmisim. Isin ozu hep evden gitme istegim vardi.

Cok travmatize edilmediyse her cocuk ailesinin kendisini sevdigini bilir. Sunu kabullenir; seviyor ama gosteremiyor. Peki. Ama acikcasi otuz yasimdaki Pinar olarak hele ki bir cocuk annesi olduktan sonra, kocami, baska babalari daha farkli gozle gordukten sonra bu naneyi yutmus gibi davranamayacagimi anladim.

Icinden, cok derinlerden seviyor olabilir. Cok ozverili biri, asla bunu irdelemem bak. Ama sevgi daha baskaymis ya. Uzaktan sevmek diye bir seyi kabul edemiyorum cunku sevgi disari tasan bir sey, durduramaz ki insan onu, ben Lidya'ya durduramiyorum, kocam da. Babam madem seviyorsa nasil durduruyor bunu diye dusunuyorum, aklim kesmiyor.

Babam mezuniyetime onu davet etmedigimi soyleyerek gelmedi. Ilkokul mezuniyeti degil, universite. Ustelik ayni sehirde, Izmir'de. Nişan gunu cilginca kavga ettik, cok aglatti beni, neden suslerimi kendim hazirliyormusum, haziri varmis daha kolaymis. Ayda bir kez onlarin yanina gidiyoruz benim egitimim icin, kocam butun pazar evde oluyor, babam dagcilik klubunde yuruyuslere gidiyor. Bir defa da demedi, bugun de damatla oturayim. Hadi gel biraz sohbet edelim diyemedik cunku hep vaaz verdi. Ne bana ne kardesime "Siz iyisiniz, tamamsiniz, basarilisiniz, kiymetlisiniz." mesaji vermedi. Hep eksiktik. Ben cazgirim ona karsi. Ama kardesim erkek ve iliski oruntusu baska dinamikler barindiriyor. Bizle, yetiskin halimizle hic adam gibi sosyallesmeye calistigini hatirlamiyorum, belki de artik ben de acimasiz davraniyorum ve bir yerde kiriliyor bu, bilemiyorum. Ilk anneler gunumdu, kutlamadi.

Dun annemle otururken ona buyukanne/buyukbabalarla olan iliskim hakkinda bir seyler soyledim. Benim onlarla da yakin bir iliskim olmadi. Kendimi sorumlu tutuyordum. Ama goruyorum ki bu iliskinin yonunu, boyutunu belirleyen kisi yetiskin olan. Cocuk bunu model aliyor. Anneme de Lidya icin bir uyari verdim. Nasil davranirsaniz o da size oyle davranacak diye.

Cunku Lidya dogdugundan beri onu gormek icin ozel olarak o kadar az geldiler ki gelecekte de boyle olursa anneanne ve dede onun icin uzakta var olan insanlar olarak kalacak.

Bugun yine bir komsumuz bizdeydi, Ahmet Amca diyelim. Ben de Lidya'ya kahvalti yaptiriyordum. Babam da balkonda dolaniyordu. Lidya surekli onu takip etti. Ahmet Amca da fark edip "Aa dede nerede, dede, nerdeymis Lidya'nin dedesi?" gibi seyler soyledi. En sonunda adam isyan etti. "Yahu bir baksana su cocuga, deminden beri seni takip ediyor." diye.

Bence Lidya'yi da herhangi bir cocuktan daha cok sevmiyor. Hatta komsu cocugu daha cok ilgi gorebilir ondan. Kendime degil ama Lidya'ya uzuluyorum.

Bunun yaninda kocamin kizimla iliskisini cok seviyorum. Benimle oldugundan daha cok egleniyor Lidya onunla. Oyun arkadasi, kudurma arkadasi... Onlar kahkaha atarken cok sicak hissediyorum evimizi.

Cocukken babamla yattigimiz zamanlari animsiyorum. Ama ertesi gunune genelde penadur vurulmaya gittigim icin aninin sonu guzel bitmiyor.

Babamin da kendince cok seyler yuzunden kalbi kirik. Anne baba yaklasimlari cok sacma ve eksik. O da ancak bu kadar yumusatabiliyor kendini demek ki. Ama pd. de ogrendigim bir sey var: Bu benim yukum degil. Istedigi an yardima hazirim ama bu hali ile degil.

Simdi babalar gununde, Lidya buyudukce cocuklugumu da buyuten ben, babamla ilgili de eksikleri gordukce cok uzuntu duyuyorum.

Kizimin babasi onu sevdigi ve gosterdigi icin sansli hissediyorum.

Kutlu olsun.


12 Haziran 2018 Salı

Bir An

Bugun sabah Lidya'ya kahvalti yaptirirken (genelde kendisi de oldukca sey tirtikliyor belevemsi bir seyler ama bu sabah resmen ben yaptiriyordum) gorevime odaklanmis bir calisan gibi duygumu isin icine katmadan "hadi"lemeye basladim.

Agzini acmadi. Basini cevirdi. Mizirdandi. Aglamakli oldu.

Normalde israr etmem. Tamam der, elini yuzunu siler "Doydummmm!" rutini yapar mama sandalyesinden kaldiririm. Bugun oyle yapmadim. Israr ettim. Birkac gundur pek yiyesi yok. Var bir kazintisi. Israrim biraz da bu yuzden. Ac kalmasin bu cocuk!

Ben israr ettikce o inat etti. Biraz sesim yukseldi. Durdu. Bana bakti bakti bakti... O kadar derin bir sekilde, anlamaya calisarak, ne oldugunu bulmaya calisarak gozumun ta icine bakti ki o an yine dumur oldugum anlardan biriydi. Yine kalbini kirdim cocugun diye ic gecirdim. En sevmedigim zamanlar.

Tamam deyip kaldirdim sandalyesinden.

Meger kaka yapmis. Ben anlamamisim. Cocugum da ne yapsin, once mizildayarak sonra ellerini bana uzatarak, en son da aglayarak bana anlatmaya calismis. Ama anasi anlamamis.

Ona kizdigim zamandaki bakisi var ya, o bakis beni anlamadin bakisi. Sesimi duymadin, ihtiyacimi gormedin, neden boyle yaptin bakisi. Ve hayal kirikligi bakisi.

Icime oturdu. Neyse ki cabuk toparladim ama o bakisi kolay kolay unutabilir miyim, bilmiyorum.

Ah be kuzu. Konusamamak ne kotu.

Gerci konusabilsek ne... Bazen konussak da duymuyoruz ya birbirimizi.

Dinlemek zor zanaat. Hakkiyla dinleyebilmek...

31 Mayıs 2018 Perşembe

Uyku

Lidya'yi uyutmayi hic sevmiyorum. Baslarken de sevmiyordum simdi daha da sevmedigimi idrak ettim.

Gunduz uykusunu hele... Ben de bebekken uyumayanlardanmisim. Bizim kiz uyuyor ama benim de agzima s.ciyor.

Ciddi anlamda salak bir donguye giren, artik oggg dedigim bir haldeyim.  Simdi yumus yumus bir sekilde " uyku egitimine karsiyim cinimmss." diyemeyecegim, yapamiyorum, cunku gotum yemiyo. Ne onu aglatmaya (cidden ne kafam ne yuregim kaldirmiyor), ne de ugrasmaya. Belki birkac gun tum enerjimle savasmam gerekecek ve sonrasi rengarenk unicorn diyari, bilemiyorum Altan ancak dedigim gibi. Olmiyiiirr.

Bu hafta sabah uyanmalari bok gibi oldu. En erken 7 gibi kalkan kiz kisisi birkac gundur 5.45 de uyaniyor. Vay bana vaylar bana. Bir de agliyor. Ki Lidya coskuyla uyanir.

3. uykuyu birakti, ben de bu durumu ona bagliyorum. Ancak ogle uykusu uzadi. Kesintilerle birlikte en az iki saat uyuyor. Aksam yatana kadar (7-7.30) kopek gibi uykusu geliyor ama denesem de uyumuyor, bu nedenle ben de bu durumu 3. uykuyu birakmaya yordum.

Ben daha 8 aydir Lidya'nin uykudan goz kapaklarinin agirlastigini gormedim. Kulagi cekistirir, gozunu yuzunu kasir, mizmizlanir, huysuzlasir... Ama yok, uyumaz. Kendi kendine uyumaz. Bebek arabasinda uyumaz, oto koltukta uyumaz, babada uyumaz, sallanarak uyumaz... Bir tek bende, memede veya omzumda uyur.

Tabii her yerim yamuk yumuk. Belim, boynum ve popom basi cekiyor. Bir ara dizlerim cok agriyordu, sanirim guncellendiler, artik sikinti cikarmiyorlar.

Ama her seyden once cok sikildim ya. Uyanistan kapanisa dek surrrekli birlikteyiz. Bari uyurken ayrilalim. Ya da uzun uyu da biz de uyuyalim. Yok. 35 dk 45 dk. Sonra uyan ve tekrar uyusun diye rituel allah rituel.

Biktim. Kendimi buyuyen yavrularini uzaklastirmak isteyen anne kedi gibi hissediyorum. Derdim yatagina birakayim da kendi uyusun da degil. Ben dururum yaninda, pispislarim, elini falan tutarim, operim hatta onunla uyurum, basini yanagini oksarim... Ama Lidya hicbirini istemiyor malesef. Emerken dahi sacini oksasam elimi cekiyor, pispis yapildigi zaman gozleri kocaman aciliyor, uyurken dokunulsa hemen uyaniyor. Yani alternatif ne yapsam pek basarili olamiyorum.  Butun gun onun uyku saatlerini ayarlamakla geciyor. Uykudayken de yanindan ayrilamadigim icin "Bi' dus yakamdan n'olursun!" dememe ramak kaldi. Bir de bu ara inanilmaz bana dustu. Ben yoksam kendi kendini idare ediyor ama diyelim ki ayak sesimi duydu, diyelim ki golgemi gordu. Kacarim yok, tirmanmaya basliyor.

Tam zamanli analik bazen bunaltiyor.
Bazen tek soylemek iastedigim kocaman bir BIKTIM demek oluyor.