9 Haziran 2017 Cuma

Sezaryenle doğurup kendine anne diyebilen kadın





Yaaa, bir de böyle şeyler var değil mi?

Ekşi sözlükte bugün gezerken debelerden birinin başlığıydı bu. Ulan dedim, bi bu kaldıydı tartışılmadık, bebek nereden çıkarsa kim nasıl anne olurdu, nasıl önemli ve tartışılası bir meseleydi, aman allahım!

yazıları okurken dehşetli ifadeler de gördüm; kızanlar, sezaryeni övenler, vajinal doğumu övenler bir tarafta, bir de incelikli ifadeler vardı. Mesela;

"Doğurmadığım kedilerin annesiyim."
"Bebeği karnımda taşımadım ama anneyim." gibi gibi.

Bazı cahil, hırstan gözünü bok bürümüş, dünyada tek doğru olduğunu ve sadece kendinde olduğunu sanan tipler var. Ve bunların ağzı ananemin deyimi ile "laylon" poşet değil. Ve bunlardan bu topraklarda çok var.
---

Yazıyı bügün görmemin tesadüfü çok şaşırtıcı geldi bana. Gece bir rüya gördüm. Rüyada okuduğum üniversitenin sınıflarından birindeydim. Sınıfın köşesinde cam kenarına doğru bir sedye vardı, sınıfta öğrenciler vardı, oldukça kalabalıktı. Üzerimde önlük vardı, hasta önlüğü. Ayaklarımda beyaz pamuklu çoraplar ve çirkin Ceyo terlikleri. Doğurmak için ordaydım. Gerçek bir korku duygusu yaşadığımı hissettim. Acı yoktu mesela, sadece korku. Başıma ne gelecek korkusu. Aklımdan "Geri dönüşü olsun, ne olur, bir yolu olsun." düşünceleri geçti. Doktorum geldi, gülümseyerek bana cesaret verecek bir şeyler söyledi. Genelde muayeneye gittiğimizde bir bezginlik, bıkkınlık ifadesi olur yüzünde -genelde son randevu benim olur- Rüyamda fazla iyimserdi. Bana iyi geldiğini hissettim. Doğum prosedürünü başlatmak istedi. Ben beklemek istedim. Bana biraz zaman tanıdı. Bir şey hissetmediğimi, daha doğumun başlamamış olabileceğini söyledim. Kasılmaların olduğunu ama benim fark etmediğimi söyledi. Muayene etmek istedi. O sırada sınıf boşalmıştı. Muayene etmeye başladı. "Epizyosuz olmaz mı diye sordum. Çünkü elinde falçataya benzer bir şey tutuyordu. "Olmaz bebeğim". dercesine gülümsedi. Israr mı etsem yoksa boyun mu eğsem arasında bocaladığımı anımsıyorum son olarak. Ve rüyanın gerisi yok.

Daha devamını gerçek anlamda düşünmeye başlamadım çünkü. Belki de ondan yazamadım. Ya da bilinçdışım devreye girdi, kabustan döndüm, bilmiyorum. :)

Doğurmak meselesi benim için artık gündeme gelmeye başlayan bir şey.
Doğurmaktan da, bebekle yaşamaktan da korkuyorum.

Yine geçen gün tuvaletteyken "Bunlar iyi günlerin." dedim kendi kendime. Bebekten sonra restroom fastroom falan olacak. Ben kendim olmaktan çok anne olacağım, hazır değilim. hala hala hala hazır değilim.

Bir sorun yaşamazsam doğumun kendiliğinden başlamasını hastaneye gittikten sonra doktorun yönlendirmesi ile birlikte vajinal ya da sezaryen hangisi olacaksa öyle doğurmak istiyorum. Kendi adıma bu konuda plan yapmak mızıkçılık gibi geliyor bana. Doktorların söylediği "38+3'te bebeği alalım." kulağımda güzel bir cümle olarak yankılanmıyor. "Karpuz mu alıyorsun, hayırdır kardeş?" diyesim geliyor. Umarım benim doktor demez. Güvenemiyorum, b.k da çıkabilir çünkü.

Vajinal doğumdan süreç içinde, sezaryenden ise sonrasında ne bok yerim diye korkuyorum. Vajinal doğumda kesik, yırtık olması beni korkutuyor. Ikınırken kaka yapmak çok rezil bir şey, bilmiyorum bundan bahseden kaç kadın var. Ya da takan. Amaaaan, koy götüne falan mı deniyor bir saatten sonra, bilmiyorum ki. Sezaryende doğumdan sonra birilerine muhtaç kalacak olmak beni deli ediyor. Bkz başta annem ve kayınvalidem. Ulan ben ikisini de yanımda istemiyorum resmen, nasıl bir anneliği reddediştir bu! Bir de şimdiye dek bademcik dışında bir ameliyat olmadım. Onda da el kadar bebeydim, pek bir şey anımsamıyorum. Spinal anestezi olsun, damar yolu açılması olsun beni öl-dü-rü-yor!

Hayalimdeki doğum şu: Hastaneye doğuma çok yakın bir zamanda gidip, açılmanın falan tam olduğu, doğuma sıfır noktasında olup hiç damar yolu, epidural, nst ile uğraşmadan cart diye hatta daha da iyimser düşünelim doğumhaneye bile girmeden odada doğurup bu işi bitirmek. İstediğim şey bu, karşılaşacağım şey ise bu iyimser tablonun yanından bile geçmeyecek. Eminim yani. Üzülmüyorum, gerçeklerin bu olduğunu biliyorum.

Bunun için eğitim gerekir mi yoksa olay sadece bünyede mi bitiyor, merak ediyorum.
Bir yandan hamilelik rahatsız etmeye başladı,sıkıldım hiç de keyif almadım, bitsin derken öte yandan bundan altı ay önceki halimi düşünüp hala özgür olabilirdim diye hayıflanıyorum.

Özetle emmeye de gelmiyorum, gömmeye de gelmiyorum.

Image result for cesarean vs vaginal birth
---
Buradan hareketle yukarıdaki konu hakkında ekşi sözlük yazarı olamdığım için fena içimde kaldı ondan buraya yazmak istiyorum.

Bana ne olm! Kim nasıl bebekliyorsa yöntemi, şekli, pozisyonundan bana ne. Benim seçtiğim yoldan ise sana ne! İsteyen önceden gününü belirler, isteyen son tarihi geçer, isteyen süsler püsler kendini doğuma fön çektirerek gider, isteyen saçı başı dağıtır, kirpiğindeki rimel akar, herkes kendi tercihini ve riskini kendisi alır, bedelini kendi öder.


Kaldı ki anne olmak doğurmakla kalsaydı...
Ne kadar dayaklık adam var şu memlekette ya. Boklular.

1 yorum:

  1. Gebeliğin 30. Haftalarına yaklaşırken bana "gestasyonal diyabet" (namı diğer gebelik şekeri) oğlana "makrozomi" (namı diğer iri bebek) tanısı konulunca normal doğum benim için bir opsiyon olmaktan çıkmıştı. Ki tanının Hakkı'nı verdik ikimiz de. Ben insülin iğneleri ve sıkı diyetlere rağmen ödem ve tansiyondan 90lık ninelere döndüm, oğlan da 4,5 külo 56 cm doğdu :)) ikincide de ssvd ye döt yemedi sezeryanı kendim tercih ettim.

    Bilinçli, moderen, okuyan eden her gebenin gönlünde yatan aslan, vajinal doğum; her yeni ananın gönlünde yatan aslan uzun uzun emzirmek. Allah herkesin gönlüne göre versin evladım. Ama ikisine de çok fazla kafayı takmanın sonu hüsran.

    Tek bir şey diyip kaçacağım. Fakülteden bir ark.ım (psikolog kendisi) normal doğuma o kadar hazırlanmış, süreç boyunca sezeryanı o kadar kabul edememiş ki; normal başlayan doğum acil full anestezi sezeryanla sonlarınca müthiş bir travma yaşamıştı etkisi aylar süren... Umarım herşey yolunda geçer, fırt diye bir avazda doğuruverirsin; ama acil durum sezeryanlarının prosedürü nedir, seni neler bekler bunları da öğrenip kendini hazılamak b planından haberdar olmak en temizi.
    Tam tersi de geçerli; ben piremsesler gibi 38+3 te sezo yaptıracağım, ne öyle köylü gibi normal doğum? Diyen bir tatlıqıss da bebeğin doğum kanalına girmesiyle "sezo için çok geç vajinal doğuruyorsun hadi bakalım" olayını yaşayabilir.
    Senin hayalin, gönlünden geçen ne olursa olsun; olaya rasyonel bakmak şart.
    Sezo-normal doğum, emzirmek-emzirememek tartışmalarını yapan da net kezodur :)))

    YanıtlayınSil