gebelikte beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gebelikte beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2017 Cuma

Gebeyim, alkol aş eriyorum!


Oha!
Oha mı?!

Alkolik falan değilim, hayır, ama alkol almaktan, tüketmekten ve yapılış şekillerini görmekten/okumaktan/ dinlemekten deli gibi keyif alan biriyim.

Nereden esti, nasıl açtım ben o sayfayı bilmiyorum ama ekşisözlükte gezerken bir anda evde bira yapımı başlığı ile buluştum. Tam 27 sayfa yazmışlardı, üşenmedim, hepsini okudum. İlk iş, en uygun zamanda bir bira yapım kiti elde edip evde kendi minik, mutlu, çakma Guiness'lerimi yapmak. İnsanlar yaptıkları biralar için demişler ki "Hepsi benim bebeklerim." yemin olsun yapmadan doğurmak için heves ettim. - Kusura bakma insan çocuğum; annen biraz çatlak.-

Şu benim düğün fotoğrafım olsaydı ne hava atardım...


Kendi keyifli bulduğum, ilgi alanıma giren şeylerle uğraşmayı çok seviyorum. Mesela marangozluk, boyacılık, alkol, örgü, tüplü dalış, yüzmek, tırı vırı şeyler. Bunu daha önce de dile getirmiş ya da ima etmiş olabilirim bilmiyorum ama çocuk sahibi olmak veya bakmak bu kategoriye giren şeylerden biri değil benim için. O yüzden hiçbir zaman idealim çocuk bakmak ve onu şekillendirip geliştirmek olmadı. Pek çok insanın böyle idealleri var. Ve yaşamlarındaki öncelik bu olabilir. Benimki değil. Değer vermiyor değilim, ama başka şeylerden de çok keyif alıyorum, ve başka şeyler de üretmeyi seviyorum. Belki de bu beni doyuruyor ve yetiyordur. Çocuk yeni bir kapı olacak benim için.

Neyse işte, şimdi yaz geliyor, sıcaklık uygun olmayacak mayalama için, bu yüzden bir sonraki kışa saklıyorum bira yapma işini. Ama nasıl gaza geldim anlatamam! Ordan bir arkadaşımla konuştuk, kendi şaraplarını yapıyorlarmış, haydiii, aldı mı beni bir tutku daha. Denizli'de hasata gideceğiz, ben bu yıl uğraşamasam da babama veriri o bulur yaptıracak birilerini. Derken derken, likör takıldı aklıma. Elimde bahçeden gelen bir torba limon var, bir şey de yapamıyorum. Bozulacak diye üzülüyorum. Aklıma limonçello geldi. Lan, dedim, bak bunu şimdi yaparım işte. Haftasonu özel bir görevim var! Yaşasın ev yapımı içkiler!


Buram buram koksa limonlar...


Hamileyken alkol mu içiyorum? Hayır, içmiyorum.
It was just a sip! A lovely sip!


6 Nisan 2017 Perşembe

"Ama sen yersen bebegin de kilo alır."





Aslında bu tam olarak geçen hafta yazmayı planladığım bir yazıydı.

Tipik anne cümlesi: "Ye çocum, ye yıvrım, ye, bebeğin de büyüsün!"

Bu genelde kadınlardan kadınlara aktarılan bir şeydir. Ben kendi babam hariç - Ki onda da huysuzluk, mızmızlık, dırdır gibi ne yazık ki kadınlara yakıştırılan bir takım özellikler fazlasıyla mevcut, bu nedenle bu kategoriye dahil edebilirim.- kocam dahil hiçbir erkeğin bana "Aaaa ama bak kuş kadar yedin, yemezsen bebek nasıl büyüycek, cık cık cık..." dediğine tanık olmadım.

Ama anneler... Ah o anneler öyle mi?

Hele ki gebeliğin ilk başlangıcında, kendileri de alışmanın nasıl zor olduğunu domuz gibi bildikleri halde "Ye!" dayatmalarına başlarlar.

Eevet, eevet, biliyorum, kötülük yapmak için değil, iyilik olsun diye, bana/bebeğe sorun olmasın diye söylüyorlar, evet biliyorum. Ama saçma bir şey yapıyorlar, bunu da biliyorum.

Öncelikle, kadınlar büyük çoğunlukta gebelik başında yemek yeme ile ilgili sorun yaşıyorlar. İlla bulantı, kusma, mide krampları geçirmesine, serumlara mecbur kalmasına gerek yok. Düzen bir şekilde değişiyor. Kişinin sevdiği şeyler sevmediği, iştahlandıran şeyler tercih etmeyeceği şeyler olabiliyor. Herkeste farklı oranlarda, farklı davranışsal sonuçlar ortaya çıkıyor. Ve doktorların da özellikle hemfikir olduğu bir nokta var. Bebek, eğer ki kan tahlillerinde çıkan sonuçlara göre bir problem gözlenmediyse annenin depolarından -öncelikle- kendisini besliyor. Geri kalan beslenme rutini de bir şekilde bir şeyleri yerine koyuyordur. Buna inanıyorum. Bilimsel bir şey söyleyecek bilgim yok, ama işin ruhsal boyutunu değerlendirebilirim en azından. Ve işin ruh sağlığı boyutunda potansiyel annelerin "Ye, ye, ye; yemelisin, bebeğin büyümez yoksa." gibi geri bildirimler alması hiç de iyileştirici olmuyor. Kaldı ki bu tavsiyeler çözüm getirmiyor. Çözüm için bkz, "Sana çorba pişirdim." ya da bkz. "Yemeni kolaylaştıran bir şey var mı, yapmamı ister misin?"

Kendime baktığımda, ideal kilomdan birkaç kilo fazla ile gebe olduğumu öğrendim. Hatta o dönem içinde yediklerime dikkat etmeye başlamış ve basit squat, lunge, yoga ve pilates hareketlerinden kendimce karma yaptığım bir ev programı hazırlamıştım. Kilo kontrolüne heves etmiştim yani. Gebelik başlangıcında ortalama 54 kiloydum. (+,- 500 gr) Doktor ilk kontrolde kiloma bakmamıştı. Ben de heveslisi olmadığım için kontrol etmedim. İlk kontrolden iki hafta sonra gittiğimde sanırım 7. haftadaydı 54.800 gr tartılmıştım. Kıyafetler ile birlikte. Daha sonra, sanırım üç hafta kadar sonra sağlık ocağında tartıldım, orda kilo verdiğimi gördüm. Tartı yine kıyafetlerle 53 küsürü gösteriyordu 12. haftada yine jinekolog kontrolünde 52-53 civarında bir ölçüm yapıldı. Ben de bu ara tartıda 52 sularında gezen değerler görüyorum. Yani kilo verdim ve bu durum içten içe hem kaynanamı hem annemi dehşetlendiriyor. Ama çok da dile getiremiyorlar. Domuz olduğumdan bahsetmiş miydim daha önce?

İlk iki hafta yemek konusunda sorun yaşamadım. Fakat tesadüf mü denir, yoksa olması gereken miydi, eğitimdeydim ve bir otelde kalıyorduk. Akşam üstü bir alışveriş merkezinde gezerken kahve içelim diyerek bir yere oturduk. Ben hafif acıkmıştım, ama akşam yemeğine daha var diye düşünerek kafeinsiz mocha mı ne aldım kendime. Piii, o benim midemi bir kötü yaptı, bir midemi bulandırdı... Sonra otelin bayağılaşan yemekleri, yiyemediğim salatalar, iğrenç mezeler; hepsi kombo oluşturdu ve bir süre gün be gün artarak yemekten soğuma, yemekten zevk almama, yemek istememe problemi başladı. O günden beridir hala bu sorun devam ediyor. Canım özellikle bir şey istemiyor. Geçenlerde ıspanaklı börek istemiştim, anneme gittiğimizde buzluk hazinesinden çıkarttı, hemen ısıttı. Ispanaklı balkabaklı olarak deneysel çalışmıştı, tam olarak aradığım o değildi ama olsundu, beni kesmişti. Köfte, etli yemekler, aşırı yağlı, salçalı yemekler beni rahatsız ediyor. Düz ve olabildiğince sade ve hafif şeyleri çok daha rahat yiyorum. Porsiyonlarım azaldı. Aslında belki de normal zamanda yemem gereken kadarını yiyorum. Hamile olmadan bu durum olsaydı kimseye batmazı eminim. Ama işte, biliyoruz; iki canlı olmak, iki kişilik yemek...

Doktor kilo vermenin herhangi bir sorun oluşturmadığını söyledi. Beş kiloya kadar kilo kaybetmek normal sayılıyor dedi. Nedense için için, kilo kaybetmemin porsiyonların azalmasıyla doğru orantılı olduğunu söyleyince bunu iyi bir şey olarak değerlendirdiğine dair bir algı oluştu bende. Litfen öyle olsun!

Haa, bir de bu muhabbeti yazma gereği nereden çıktı, onu anlatasım var. İşin içinde gıybet varsa, anlatırım hacı.

Geçenlerde kaynanamlara yemeğe gittiğimizde onun gözüyle kuş kadar benim gözümle 1 tam pide yemiştim. Yemekten sonra doktor, kilo ıvır zıvır meseleleri açıldı. Kilo verdim deyince, tam olarak yazı başlığındaki cümleyi kurdu bana. Gözlerimden alevler çıkartmayarak bıdıdı bıdıdı diye anlattım. Tabii ki kendince ikna olmadı. Ama hanfendiliğimi korudum yani.

Ama... Artık gerçekten kendimi hasta gibi hissetmeyip normal standartlarda yemek yiyebilmek istiyorum. Sanki birazcık daha iyiyim, ama yine de bir olmamışlık var.

Bunu da buraya potansiyel annelere söylenmemesi gerekenler başlığına eklenecek bir madde olarak yazabilirim sanırım.

Karışmayın olm!

14 Mart 2017 Salı

Wowowowow Haram!






Başlık ne alaka?

Çünkü o kadar çok şeyi yemek yasak ki, eşim bile isyan etti geçen gün. "Bu ne olm böyle, o yenemez, bu yenemez."

Mesela, az önce oda arkadaşım kokoreç yemeğe gittiklerini, istersem orada köfte olduğunu ve ondan yiyebileceğimi söyledi, gelmek ister misin diye teklifini dile getirdi.

Kokoreç yemek yasak.
Köfteden hoşlanmıyorum.

Pizza yiyeceğim, seviyorum, bana ne; ama pizza da aslında yemesen iyi olur kategorisinde -çünkü hamurişi- içinde sucuk, salam, sosis olmaması gerekiyor. Neden? Yasak!

Geçenlerde kayınvalideme yemeğe gidecektik, kadın mantı pişirmek istemiş. Daha da yeni doktor kontrolünden çıkmıştık, doktor hamurişi yeme dedi bana. Bizimki hemen demiş annesine, mantı yemez o diye, kadın da yapmamış tabii. Iııhh yemem, olsaydı götürürdüm.

Adaçayı içmek yasak- seviyordum kendisini-, pastörize olmayan süt ürünü tüketmek yasak- aslında daha sağlıklı buluyorum-, kayısı yumurta yemek yasak - haşlanmış kaskatı yumurtadan hiç hoşlanmıyorum, midye, kabuklu deniz ürünü yemek yasak- geçen gün çok fena midye yemek istemiştim, ton balığı yasak -civa, civa, civa-, kafein yasak- allahtan ki canım kahve istemiyor- ve her şeyden öte alkol yasak. Daha yeni şarap almıştım ben yaa, tadamadım kuzucuklarımı!

Çok bir şey değil gibi görünse de daha çok şey var aslında, bazıları aklıma gelmedi. Fakat asıl bomba doktora ne yemek için dikkat etmeliyim, ne yememeliyim diye sorduğumda "Organik olmayan şeyleri yeme cınımss." demesiydi. "Organik derken balım?" demek istedim. Diyemedim, yutkunup kocamla bakıştık sadece. Tamam, agrikültür en büyük tutkularımdan birisi, ama organik nasıl bulacağız ablacığım yaa. Benim iş yerindeki yemekleri görse alkışlardı beni bence, sırf yemek yiyebiliyor olduğum için bile!

Valla o yasak, bu yasak zor işler bunlar.

Hatta bir de o zorunlu, bu zorunlu kısmı var. Her gün meyve ye şu kadar porsiyon, sebze ye, protein ye, tahıl ye, kalsiyum al, su iç, su iç, su iç!

Valla o bebekler kıymet bilsin bence bir zahmet, agzını burnunu ısırırım yoksa!
(Tatlı bir şaka yaptım, evet...)

10. haftadan selametle!