22 Mayıs 2017 Pazartesi

"Üzerimden kamyon geçti." Hamilelikte grip hastalığına giriş. 101.


Ben en son ilkokul 1. sınıfta, bademciklerim alınmadan hemen önce böyle kötü, böyle yatırtan, böyle nağğlet, böyle yıkıcı bir hastalıkla karşılaşmıştım. Sene sonuna doğru ameliyat olmuş, bademcikler gitmiş ve ben doğru düzgün hastalık görmemiştim. 20 küsür yıldır falan...


Taa kiii, iki hafta öncesine kadar...

Grip değil mübarek, sanki ringe çıktık da nakavta kalktı; her bir hücremle savaştım, eminim. Her geçen gün "Azıcık insan olun laaaannn!" diye iç geçirdim.

Önce hafif kırgınlık ile başladı. İş yerinde kibar kibar öksürüyordum. Azıcık ama. Alerji zannetmiştim, bahar, polen, ıvır zıvır etkilemiştir diye düşünerek. Hafif kırgınlık da vardı ama gebelik yüzünden olmuştur demiştim.

Ertesi gün öksürük arttı. Kırgınlık da öyle. Sabah işimi halledip öğleden sonra için izin aldım, dinlenirsem geçer diye düşündüm.

Ertesi gün yataktan kalkamadım. Öksürük, kemik ağrısı kombosu beni fena etkiledi. Kemik ağrısı ne boktan bir şeymiş, bir şey yok gibi ama nasıl var, nasıl acıtıyor. Berbat! Kocamın zorlamasıyla doktora gittim. Çünkü bana kalırsa doktorlar hiçbir şey yapamazlar, ilaç da veremezler, iki kontrol yapıp gönderecekler diye düşündüm. Kocamın devreye girmesiyle hastalık izni aldım, 3 gün. Kan tahlili istedi doktor. Öğlen aradılar. Enfeksiyon var, antibiyotik kullanmalısın diye. E bebek? E ilaç? E hastalık? Jinekolog ile konuştum. Verilen ilacı kullanabileceğimi söyledi. Eczacının da "Çok dandik ilaç olm." demediği kalmış. E dandikse nasıl etki edecek? Ben bu hastalıktan nasıl kurtulacağım?


Kendi kendine geçer dedim. Bir gün daha kullanmadım.

Ertesi gün, göğüs ağrısı ile uyandım. Ve gün geçtikçe boğazımdaki yangınlar çığrından çıkmaya başladı. Mecburen antibiyotiği üç evet ile hayatımıza aldık.

Bana yutkunamamanın resmini yapabilir misin, Abidin?

Boğaz ağrısı çok ama çok şiddetli öksürüğe yerini bıraktı. Her yeni gün başka bir bulgu ile rastlaşıp bir önceki ile vedalaştığım için bazen birini diğerine tercih ettiğim oluyordu. Artık bir yerim ağrımıyordu, ama öksürük de uyutmuyordu. Oturarak uyumaya çalıştım. ( Bu sayede lohusalığa giriş 101 de aldım diyebilir miyim? -Bkz: "Ben bu dersi daha önce görmüştüm, hocam!") Sanırım neredeyse hiç uykusuz üç gece, ve ardından sadece öksürük nöbetleriyle ile uyandığım birkaç gece geçirdim.



Nöbetler bir türlü geçmedi. Ama zaman geçti ve yine bir hafta başı geldi. Bana kalsa almazdım ama kocam cengaveri "Yine rapor alacaksın, işe gitmeyeceksin." diye bana posta koydu. Pazartesi sabah yine doktora gittim, kadın doğuma gittiğim hastaneye ve bu sefer kulak burun boğaz birimine. (Özel hastanelerin de KBB birimi ne tırt oluyormuş arkadaş, sanırım adamın bütün günkü tek hastası bendim. Bana da 30 sn falan baktı.) Kan testi istedi yine. Ve yine enfeksiyon vardı. "Öksürük" dedim. "Geçer anam geçer." dedi. "Rapor?" dedim, "İki gün veriyok gardaş." dedi. Ama bana öksürük şurubu verdi. <3 (Öksürük şuruplarının bir boka yaramadığını sadece ben düşünmüyorumdur umarım.) O da bitkiselmiş, zaten reçete ile satılmıyordu. Paramla rezil oldum tribini yaşayıp aile hekiminin yolunu tuttuk. Bir dört gün daha rapor verdi. Cuma da 19 mayıs bayramı tatiliydi. Böylece bir hafta daha dinlenme fırsatım oldu.

Öksürük geçmedi. Düz yastıkta yatmasını seven ben piremsesler gibi yatak yapıp öyle uyuyorum. Hala! Çünkü hala öksürüyorum.

Tabiğğ ki böyle bir yatakta uyuyorum, manyak mısın?

Öksürmekten karın kası yaptım. Hamile olmasam kesin baklavalarım vardı şimdi. Biraz tırstım da, lan şimdi bebeğe bir boklar olacak, öksürmekten kese patlayacak fiyuuuuvv diye bebek çıkçak falan diye senaryolar yazdım. Bir şey olmuyormuş sanırım, ama öksürmekten altıma kaçırmadım dersem yalan olmaz, çünkü ben değil de bir arkadaşımın başına geldi bu tür olaylar...

Fenaydı fena.

Ege bölgesine yaraşır bir şekilde yetiştiriyorum ama ben çocuumu. Depreme dayanıklı bir insan olsun, sarsıntılardan korkmasın, tedbirli olsun diyeydi bütün bu yaşananlar.

Ama kulağıma küpe oldu. Şu gebelik bitene dek hasta birilerini eve davet edersem, aynı ortamda bulunursam, ne olayım. Ne işi var ağzı yüzü sümük içinde, ateşi olan bir çocuğun senin evinde, değil mi?

Arada haftaları da yemiş oldum tabii. Kaçtım olm ben. 3 mü? Kesin üçtür!*


* Ailemizde ne olduğunu bilemediğimiz zaman kullandığımız sempatik, sevimli rakam.

4 yorum:

  1. Ay geçmiş olsun. Ne fena. Ben de pek hasta olmayan birisiyim. Grip mi? O da ne falan halinde yaşarım hep. Ama vallahi hamilelikte korktum, hastayım diyene, kırgınım diyene yanaşmadım. Hele çoluk çocuğa hiç. Kendi rahatsızlıklarım yetio bi de sizin mikroplarınızla mı uğraşıcam beeee dedim:)

    Tekrar çok geçmiş olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah Sezen, en doğrusunu yapmışsın. Ben de "Bir şey olmaz, ne bulaşacak ya" dedim. Öyle bir çarptı ki hayatımın en kötü haftalarındandı.

      Çook dikkat et sen de. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  2. Çok geçmiş olsun :) Bu senenin uluslararası bakteriyel enfeksiyonuna yakalanmışsın, tüm anlattıkların tutuyor ve antibiyotik alman iyi olmuş çünkü başka türlü geçmiyor bu. Öksürük için sana berbat bir reçete veriyorum şimdi, bebek doğunca, öksürüklü hastalıklar gelince (Allah gecinden versin diyeyim hemen tabii) ona da uygulayabilirsin güvenle: bir soğan alıyorsun soyup yemeğe koyar gibi kesiyorsun (çok küçük olmasın) üstüne elma sirkesi 2-3 yemek kaşığı ve yatağının başına altına artık gözlerini çok yakmayacak nereyi bulursan koyuyorsun ve gece boyu odada tutuyorsun. İğrenç kokuyor ama inan bana herşeyi denedim, tek işe yarayan bu formül ;) Boğaz için de zencefil öneririm (hamilelikte sakıncalı değil)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Öğrenen Anne:) Geçti ama çok fena geçti.
      Soğanlı sirke kürü -diyelim- için teşekkür ederim. Bir daha öksürük nöbeti gelirse mutlaka deneyeceğim. Tabii, kocamın beni boşama ihtimalini göze alarak. Sirkeden nefret eder beyefendi.

      Sil